Internet Explorer ve yıllardır çözülemeyen transparan PNG sorununu yüzünden sıkıntı çekmeyen web geliştirici yoktur sanırım. Fakat bu sefer sorun transparan kanal içermeyen PNG resimleri ile ilgili.
Ne olmuş bu PNG’lere derseniz: Internet Explorer’da jQuery ile resimlerin opacity değerlerini değiştiren bir animasyon çalıştırdığınızda bu resimlerin geçirgenliğinin değişmediğini, birden yok olup tekrar göründüğünü farkedeceksiniz. Bu hangi sürümlerde karşımıza [...]
Google Chrome ilk çıktığında ne kadar heyecanlanmıştık. Chrome’u çalıştırdığınızda başlatılan ilk thread (iş parçacığı) asla I/O işlemleri yapmıyor, böylece siz Chrome simgesine tıkladığınız anda uygulama açılıyordu. Yer imleriniz, geçmiş listeniz, kısacası Chrome’un ihtiyaç duyacağı ve diskinizde yazılı olan her şey ayrı thread’ler tarafından kontrol ediliyor, böylece kesintisiz bir web deneyimi yaşıyordunuz.
Aynı günlerde, IE8 tarafında ise işler biraz karışıktı. Chrome “her şey farklı threadlerle yapılıyor” anlayışı üzerine çok eğilmişti. Bunun üzerine ise Microsoft cephesinde “IE8′de de zaten her bir pencere ayrı bir thread altında çalışıyor.” fikri etrafında dönen bazı pazarlama adımları gördük. Bu doğruydu doğru olmasına fakat Chrome’daki multithreading anlayışı bundan biraz daha kapsamlıydı.

Ve bugünlere geldik. Microsoft, muhtemelen tarihinin en hızlı işletim sistemi olan Windows 7′yi satışa sunmak üzere. Yaklaşık 1 aydır kullandığım Windows 7 her anlamda bilgisayar başında geçirdiğim saatleri çok ama çok daha verimli kıldı.
Ama bahsedeceğim şey aslında şu: Windows 7 ilk açıldığında taskbar’daki tüm simgeler yükleniyor ve bilgisayar o an tam açılmamış, hard disk hala motor gibi çalışıyor olsa bile tüm bu simgeler üzerine tıklandığında kolayca tepki veriyor. Tıpkı Chrome’un ilk açılışı gibi.
Bu konunun biraz üzerine gittiğimde ise şunu farkettim: Bilgisayarınız ilk açıldığında, task bar’daki simgelere iliştirdiğiniz kısa yollar ve o uygulamalar ile ilgili geçmiş bilgilerinin hiç biri yüklenmiyor ve bu işlem muhtemelen farklı threadler tarafından yapılıyor. Böylece siz task bar simgelerini gördüğünüz anda üzerlerine tıklayıp çalıştırabiliyor, ya da yerlerini değiştirip özelliklerini görüntüleyebiliyorsunuz. (Task-bar simgelerinin nasıl yüklendiği ile ilgili henüz teknik bir bilgi bulamadım, dolayısıyla bu bir tahminden öteye geçmiyor aslında…) Benzer bir şekilde, Vista’da “Network & Sharing Center” simgesine tıkladığınızda bilgisayarın neredeyse 10 saniye boyunca tepki vermemesi gibi sorunlar Windows 7 de yaşanmıyor.
Bu tabi ki yeni bir teknik değil fakat kullanıcı arabirimlerinde multi-threaded metodlar izleme konusunda Google’ın teknoloji dünyasına öncülük ettiği de bir gerçek. Windows’ta da bunun örneklerini görmek gerçekten mutlu ediyor insanı. Tabi eğer Windows 7 baştan aşağı multi-threaded uygulamalar ile dolu ise, 96 MB Ram’e sahip bilgisayarlara nasıl kurulup çalıştırılabiliyor, o da başka bir incelemenin konusu…
NOT: Tüm bu yazdıklarıma ters düşebilir fakat Windows 7′de karşılaştığım tek performans problemi Chrome’da flash videolarını izlemeden önce Chrome ekranının 4-5 saniyeliğine tepki vermemesi. Muhtemelen Chrome’un gelecek sürümlerinde bu sorun da giderilecektir.
Augmented Reality birkaç yıldır gündemde olan bir konu. Bu konsept, gerçek dünya ile sayısal verilerin, çoğu zaman kamera ile çekilen bir görüntünün üzerinde birleştirilmesi konusunu içeriyor. Henüz kabul görmüş bir Türkçe karşılığı yok fakat “Zenginleştirilmiş Gerçeklik” Augmented Reality kavramını tam olarak karşılıyor bence. Zira tüm olay, gerçek dünyanın, bilgisayarlardan gelen bilgilerle ve görüntülerle zenginleştirilmesi, daha faydalı ve işlevsel hale getirilmesi.
Zenginleştirilmiş Gerçeklik aslında yeni bir şey değil. Bazı video konferans yazılımları yıllardır buna benzer uygulamalar içeriyor. Örneğin web cam görüşmelerinde gerçek görüntünüzün üzerine yeni bir şapka ya da farklı aksesuarlar eklemeniz mümkün.

Gerçek bir görüntü üzerine bilgisayar tarafından oluşturulan şapka, gözlük ve puro görüntüsü ekleniyor...
Fakat artık bu konsept yeni bir boyuta taşınıyor. Bu konu ile ilgili ilk uygulamalar yalnızca görüntü işleme & birleştirme işlemlerine dayanırken, şimdi, yakında tüm telefonlarda görmeye alışacağımız ivme ölçer, dijital pusula, GPS gibi teknolojiler sayesinde bir adım öteye geçiyor.
Bu konu ile ilgili bir örnek göstermezsem burada yazdığım hiç bir şeyin anlaşılmayacağını biliyorum. O yüzden öncelikle aşağıdaki kısa videoyu izleyin! Londra’da en yakın metro istasyonunu bulmanıza yardımcı olan bir uygulama:
iPhone 3GS ile birlikte artık telefonlarımız şu bilgileri edinebiliyor:
1- GPS sayesinde yeryüzünde hangi noktada bulunduğumuz ve deniz seviyesine göre yüksekliğimiz.
2- İvme ölçer sayesinde telefonumuzun durduğu pozisyon (yatay, dikey, hangi açı ile elimizde tuttuğumuz vs…)
3- Dijital pusula ile telefonun baktığı yön
Yani iPhone 3GS, artık yer yüzünde tam olarak hangi noktada bulunduğunun, hangi yöne doğru tutulduğunun farkında. Dolayısıyla siz dışarıda gezerken, gördüğünüz bir tarihi eserin üzerine telefonunuzu tuttuğunuzda, o eser ile ilgili bilgiler siz hiç bir yazı girmeden, hiç bir yere tıklamadan karşınızda olacak:
Bu tekniğin kullanılabileceği alanlara bir bakın!
1- Yeni bir t-shirt almaya gittiniz. Beğendiğiniz 8-9 model var fakat birisini alacaksınız. Dakikalarca uğraşıp üzerinizdekileri çıkarmak ve o t-shirtleri denemek istemiyorsunuz. O zaman mağazada bulunan büyük bir LCD’nin karşısına geçin, LCD’nin üzerindeki kamera sizi çeksin ve denemek istediğiniz t-shirtleri üzerinizde göstersin. Hem de tam bedeninize uygun bir şekilde!
2- Nişantaşı’nda vitrinlere baka baka yürüyorsunuz. Sıfır beden mankenlerin denediği kıyafetlerin bulunduğu afişler artık ilginizi çekmiyor mu? Peki ya tam mağazanın önünden geçerken vitrindeki LCD’de kendinizi, üzerinizde mağazanın en gözde ürününü giymiş bir şekilde görseniz, etkilenmez misiniz? Sizce bu şekilde mağazalar satışlarını kaç kat arttırır?
3- Telefonunuza yeni bir çöpçatan uygulaması yüklediniz. Taksime çıktınız ve uygulamayı çalıştırıp telefonunuzu İstiklal Caddesi’ne doğru tuttunuz. Kamera çalıştı ve size İstiklal Caddesi’nde bu programı çalıştıran insanların bulunduğu kafeler üzerinde yıldızlar belirdi. İşte size gerçek hayatta çalışan bir yonja!
4- Sultanahmet Meydanı’nda dolaşıyorsunuz. Her yer tarihi binalarla dolu fakat bu konularla pek haşır neşir olmayan bir toplum olduğumuzdan dolayı hiç bir yerde binaların tarihi ile ilgili açıklamalar bulunmuyor! Wikitude uygulamanızı çalıştırın, telefonunuzun kameranısını hakkında bilgi almak istediğiniz yere çevirin, tarihi yapılar ile ilgili bilgileri anında telefonunuzdan okuyun, isterseniz binaların içine girmeden önce içerideki mozaiklere & tarihi eserlere ait fotoğraflara göz atın.
Zenginleştirilmiş Gerçeklik (Augmented Reality) çok fazla uygulama alanının bulunduğu bir araştırma konusu. Şu an için tek sıkıntı, bu teknolojiyi destekleyen telefonları kullanan insanların sayısının azlığı. Örneğin bugün Türkiye’de yukarıda anlattıklarımı tam olarak yapabileceğiniz bir telefon satışta değil henüz (ama Ağustos 2009 içerisinde iPhone 3GS’in Türkiye’de satışa çıkması bekleniyor). Fakat Augmented Reality, 2 yıl içerisinde çok daha fazla insanın konuştuğu ve kullandığı bir teknoloji olacak. 5 yıl içerisinde ise Minority Report’ta gördüğümüz pek çok şeyin gerçekleştiğine şahit olacağız. Tıpkı multitouch teknolojisi gibi…
Bugün bir karar aldım!
Artık günlük çalışmalarımda SQL’de karşılaştığım ufak problemlerin çözümlerini blog’umda paylaşacağım. Bunun ilki, SQL de oldukça kısıtlı bir şekilde yapılabilen STRING işlemleri ile ilgili.
Bugün, büyükçe bir tablonun bir kolonundaki son kelimeyi alıp işlemem gerekti. Birçok programlama dilinde, performanssız olsa dahi yapacağınız şeylerin başında verilen string’i boşluk karakterlerini kullanarak kelime kelime bir array içerisine almak (String().Split(char ch)), sonra da o array’in son elemanına ulaşmak gelirdi.
SQL’de ise biraz daha zahmetli bu işler. Aşağıda, verilen bir string içerisindeki son kelimeyi döndüren kısa bir kod parçası bulabilirsiniz.
DECLARE @string nvarchar(512)
SET @string = ‘ilk_kelime ara_kelime_1 ara_kelime_2 son_kelime’
DECLARE @StartIndex int
DECLARE @LastIndex int
SET @StartIndex = 1
WHILE (@StartIndex > 0)
BEGIN
SET @LastIndex = @StartIndex
SET @StartIndex = CHARINDEX(‘ ‘ COLLATE Turkish_CI_AI, @string COLLATE Turkish_CI_AI, @StartIndex + 1)
END
SELECT RIGHT(@string, LEN(@string) – @LastIndex)
Issız Adam filmini izleyenler ve takip edenler (ki dürüst olmak gerekirse ben izlemedim) Issız Adam’ın aslında restaurant sahibi bir bey olduğunu, hatta gerçek hayatta da aktör Cemal Hünal’ın bir restaurantın ortağı olduğunu bilirler.
İşte o restaurantın, Zazie’nin diğer ortağı Aktuğ Birinci ile keyifli bir röportaj yaptık. Baştan uyarayım, pizzaya düşkünlüğünüz varsa, şöyle İtalyan işi, incecik, güzel bir pizza hamuru olsun, malzemesiz bile yerim diyenlerdenseniz, en azından gece vakti bu videoyu izlemeyin! Kendinizi Dominos’tan, Pizza Hut’tan pizza siparişi verirken bulabilirsiniz ki aynı tadı vermez!
Bu yazı, bilgisayarlarının fanını basınçlı havayla temizlerken fanı çalışmaz hale getirenlere yardımcı olması amacıyla yazılmıştır.
Geçtiğimiz günlerde HP nx9420 bilgisayarımda aşırı ısınma sorunu yaşamaya başlamıştım. Uzun süren kullanımlarda, aşırı ısınmadan dolayı bilgisayarım kendi kendini kapatmaya başlamıştı.
Bilgisayarın fanının tozdan kirlenmiş olduğunu düşünüp, ne var ne yok diye fana doğru üflediğimde bir toz bulutu kapladı etrafı. Her üfleyişimde aynı toz bulutu yeniden oluşuyordu. Nefesim kesildikten sonra bu işin basınçlı hava olmadan yapılamayacağını anladım ve soluğu Teknosa’da aldım. Hama’nın basınçlı gaz spreylerinden alıp eve geldim heyecanla. Fanı, dışarıdan basınçlı gaz vererek bir güzel temizledim. Artık üflesem de toz bulutu olmuyordu hiçbir yer.
Fakat bir şey daha olmuyordu. Bilgisayarımı çalıştırdığımda fan’ın çalışmadığını gördüm. Öncelikle “herhalde çok iyi temizledim, ısınmıyor bile” diye düşündüm, fakat 20 dakika sonra bilgisayar, aşırı ısınmadan dolayı kapandı.
HP kullanmamın en büyük sebeplerinden birisi teknik desteği. Hemen hp.com’a girip Live Chat ile verdikleri teknik desteğe bağlandım. Derdimi anlattım. Yetkili bu konuda birşey yapamayacağımı ve bilgisayarı teknik servise göndermem gerektiğini söyledi. Fakat bunca işim arasında teknik servise bilgisayarı bırakmak pek akıl kârı değildi.
“Battı balık yan gider” mantığıyla, birkaç ay önce bilgisayarıma RAM takarken aldığım küçük uçlu tornavida setini çıkarttım ve bilgisayarı parçalamaya başladım :) Bilgisayarın arkasındaki, üzerinde klavye sembolü olan vidaları söktüm (nx9420′de 4 tane) ve ardından klavyeyi yavaşça yerinden kaldırarak notebook’un ciğerlerine ulaştım :)
Ve işte! Fan’ın çalışmamasına neden olan şey karşımda. Birkaç dakika boyunca püskürttüğüm basınçlı hava, tüm tozları bir yerde toplamış ve inanılmaz büyük bir toz kütlesi (pamukçuk demek daha doğru olur) fanın sıkışmasına neden olup dönmesini engellemiş.
Bu parçacıkları temizleyip son bir kez de bilgisayarın içini basınçlı havayla şöyle bir temizledikten sonra tüm parçaları yerleştirdim ve bilgisayarımı çalıştırdım.
Artık ne yaparsam yapayım, bilgisayarım ısınmıyor, eskiden uçak motoru gibi öten fanımdan hiç bir ses yükselmiyor.
Bu yazıdan çıkarılması gereken ders: Eğer notebook bilgisayarınızın içini açacak cesaret yoksa ( bilgisayarın garantisi bitmediyse tabi ki açmayın!) sakın fanınızı dışarıdan basınçlı hava ile temizlemeye kalkmayın. Yukarıda anlattığım gibi, dışarıdan yapılan bu müdahale sonunda, eğer fanınız çok kirli ise, içeride biriken pislikler fanın dönmesini engelliyor ve bilgisayarın içini açarak müdahale etmek kaçınılmaz oluyor.
Uyarı: Yukarıda anlattıklarım kesinlikle tavsiye niteliği taşımamaktadır. Burada anlatılanları uygulamanız durumunda karşılaşacağınız problemlerle ilgili sorumluluk kabul edemem. Eğer ne yaptığınız hakkında bir fikriniz yoksa, lütfen bu gibi durumlarda teknik servisinize danışın :) Yok ama ben 6 yaşından beri evdeki televizyonu parçalayıp yeniden monte edebiliyorum derseniz siz bilirsiniz…
Mekanist.net‘te son haftalarda son derece güzel gelişmeler yaşıyoruz. İnsanların ciddi anlamda kullandığı ve faydalandığı bir servis haline gelen Mekanist, artık popüler mekânları sizin için dolaşıp mekân sahipleriyle röportajlar yapıyor.
Artık düzenli olarak yayınlayacağımız bu röportajların ilki Pastarito Akaretler‘de gerçekleşti. Editörümüz Mehveş Dramur Yardımcı, sizin için Pastarito’yu gezdi ve mekân sahibiyle kısa bir söyleşi yaptı. İzlemek için böyle buyurun…
Eğer Gmail kullanıcısıysanız ve günde yüzlerce mail alıp aradığınızı bulmanıza Google bile yardımcı olamıyorsa, tam size göre bir Gmail Labs özelliği bugün kullanıma açıldı: Multiple Inboxes
Bu eklenti sayesinde Gmail ekranınızı birkaç parçaya bölebiliyor ve standart inbox görünümünüzün yanında belli etiketleri içeren, ya da Yıldız verdiğiniz epostalarınızı listeleyebiliyorsunuz. Böylece bir tarafta gelen kutunuz açıkken, yan tarafta işiniz ile ilgili son gelen e-postalarınızı görebiliyor, böylece gün içindeki çalışmalarınızla ilgili mesajlara daha kolay ulaşabiliyorsunuz.
Fakat bu eklentinin henüz bazı eksiklikleri bulunmakta. Örneğin açılan listelerde görüntülenecek mesaj sayısı sınırlı, bu pencerelerin kendi içinde sayfalama yapma olanağınız yok. Bunun yerine belirlediğiniz sayıdaki mesajlar görüntüleniyor ve tüm Gmail sayfasının yüksekliği, bu pencerelerin tüm içeriği görüntülenecek şekilde uzuyor.
Öyle ya da böyle, pek çoğumuz için inanılmaz kullanışlı bir labs özelliği olmuş. Mutlaka deneyin.
Geçen günlerde haftalar süren iPhone direnişime son vermiştim ve Turkcell kampanyası ile bir iPhone almaya karar vermiştim. Hangisinden alayım, hangi kampanya derken son anda Elif‘in uyarılarıyla Blackberry Bold’dan yana fikrimi değiştirdim.
Turkcell’in Blackberry için çok güzel kampanyaları var. Örneğin tüm vergiler dahil aylık 99 TL’lik bir sözleşme ile hem Blackberry Bold alıyorsunuz, hem de 18 ay boyunca sınırsız internet keyfini yaşıyorsunuz.
Gelgelelim, Turkcell’in web sitesinde ayrıntıları açıklanan bu kampanya aslında yok. Teknosa’lardaki Turkcell standlarında kampanyanın şubat ayı içerisinde başlayacağı söyleniyor fakat web sitelerinde ne kampanyanın henüz başlamadığına, ne de ne zaman başlayacağına dair hiç bir ipucu yok.
Umarım Turkcell bu konuda hızlı adımlar atar ve web sitelerini güncel tutma ihtiyacını hisseder…
Son günlerde bu konu ile ilgili pek çok mail alıyorum. HP yedek parçaları ile ilgili yazdığım şeyleri okuyanlar bana pil ve adaptör siparişi veriyor :). Fakat bunları yazmamın amacı, sıkıntılı bir konu olduğu için karşılaştığım şeyleri paylaşmak ve insanların aynı sıkıntıları daha rahat atlatmasına yardımcı olmak.
Yani demek istediğim, maalesef size notebook pilleri, adaptörler vs. gönderecek kişi ben değilim :)
Başıma çok sık gelen bir olaydır. Bilgisayarımı çantama her koyduğumda adaptörü güç kablosundan ayırırım ama bazen güç kablosunu prizde unuturum ve yanıma sadece adaptörümü alırım.
Bu sabah böyle bir şok yaşadım. Malum, Mekanist.net‘in yoğun günleri devam ediyor ve sabahın köründe yanımda güç kablomun olmadığını farkettim. Neyse ki şansım varmış. Aklımda Okmeydanı’ndaki PERPA’ya gitmek geldi. PERPA’da ilk girdiğim dükkânda bu kabloyu bulabildim. Aklınızda bulunsun! İnternette 10TL civarında satılıyor fakat PERPA’da 2.5TL’ye aldım (evet taksi paraları ile birlikte daha pahalıya geliyor fakat internet siparişini bekleyecek vaktiniz olmadığında en kolay çözüm bu).
Başka bir çözüm ise, çevrenizde IBM (Lenovo) kullanan birisini bulmak. IBM’lerin adaptörlerinin güç kabloları HP NX serisi adaptörlerininki ile aynı.
